VIVA CUBA ! (3)

Küba denildiğinde akla ilk olarak Havana gelse de ,Küba kesinlikle sadece ‘Havana’ ile anlatılabilecek,anlaşılabilecek bir ülke değil. Gezmeyi ve seyahat etmeyi sevenler için Küba ‘nın görülmeye ve doyasıya fotograf çekilmeye değer pek çok yeri var. Küba’ya kadar gitmişken kesinlikle uğranılması, konaklanması gereken iki yer Trinidad ve Varadero.. Varadero, Havana’ya 2 – 2,5 saat mesafede, genelde Küba’ya tur yapan tüm seyahat acentalarının tur programlarına aldıkları,Küba’nın en ünlü ve en uzun plajına masmavi okyanus sularına ve bembeyaz (pudra kum) sahile sahip bir tatil yeri. Cuba kumsal   Sıra sıra otelleri, golf alanları, yemyeşil doğası ile ilk yorumunuz buranın kesinlikle Antalya- Belek’e ne kadar benzediği şeklinde oluyor. Oteller Havana ile kıyaslandığında daha güzel, daha donanımlı, personel de öyle. Biz Sol Sirenas Coral Otel’de kaldık. Gerek odalar gerekse restaurant ve yemekler oldukça güzeldi.     151079_10150131614179348_7486639_n Sahil ve doğa ise tam anlamıyla muhteşemdi.Varadero plajı 30 km uzunluğu ve bembeyaz kumlarıyla oldukça popüler. Burada kumsalda güneşlenmek ve okyanus’un dalgalarıyla ’şakalaşmak’ en büyük keyif olsa dahi havanın izin verdiği ölçüde şnorkel turu, Cayo Bianco’da deniz ürünleri ( özellikle istakoz) yemenizi öneririm. Ancak biz bu cennet tatil bölgesinden, Trinidad’ı görmek ve zamanımızın kısıtlı olması nedeniyle orada 1 gece de olsa kalabilmek için araba kiralayıp yola koyuluyoruz. Hemen burada belirteyim, otel içinde araba kiralamak için temsilcisi olan şirketten araba kiralamayı başarabilmemiz 2 günümüzü alıyor ! şaka gibi ama gerçek.. Ya yetkili yerinde olmuyor ya da araba! Ve uzun Trinidad serüvenimiz arkadasimizin  titizlikle ve sabırla kullandığı ve vitesi ve pedallarının fazlaca tutmadığını sonradan öğrendiğimiz arabamız ile başlıyor. Uzun diyorum aslına bakarsanız Varadero – Trinidad arası yol 3-4 saat sürüyor. Ancak otoyolu bulana kadar gidilen yol da işaretlere ve yönlendirme levhalarına rastlamak mümkün değil. Hele bir de bizim gibi oldukça yağışlı bir güne denk geldiyseniz. Neyse Kübalılar bunun da çözümünü bulmuşlar:) Turistlerin bu şekilde yolunu kaybetmesi neredeyse orada ciddi bir iş kolu oluşturmuş nasıl mı ? Siz tam kayboluyoruz diye düşündüğünüzde bir Kübalı işaret ederek yanlış yola girdiğinizi söylüyor ve uyarıyor ve size yardım etmeyi öneriyor. Siz de elbette başka bir şansınız olmadığından yardım teklifini neredeyse atlayarak kabul ediyorsunuz.Kübalı sizinle arabanıza binerek Highway’e kadar size eşlik ediyor , yol boyunca size kendinden bahsediyor ve bunu iş olarak yaptığını anladığınızda pazarlığa başlamış oluyorsunuz zaten.Oldukça ‘yüksek’ sayılabilecek bir ücret karşılığında sizi bırakıyor ve kendisi yine bir araçla veya otostop yaparak köyüne dönüyor.   1988’de Dünya Mirası listesine giren Sancti Spiritus bölgesinin gözbebeği Trinidad’da zaman 1850 yılında durmuş. 17yy.da İngiliz kontrollü Jamaika korsanlarının cenneti olmuş. 19.yy’da ise Haiti’den kaçan Fransız sığınmacılar Valle de los Ingenios vadisinde şeker kamışı üretimine başlamışlar. Şehrin şimdi gördüğümüz yapıları o zamanların şeker üretiminden kazandıkları paralarla yapılmış. Bağımsızlık savaşı sırasında şeker fabrikaları ve bitkiler yangınlarla küle döndükten sonra hala tam toparlanma sağlanamamış. 1950’lerden itibaren turizm açısından önem kazanan Trinidad’da Küba içi uçuşların yapıldığı bir havaalanı var. Araba ile 15 dakikada ulaşılabilen Playa Ancon Küba’nın güney sahilindeki en iyi kumlara sahip. Casilda, La Boca, Valle de los Ingenios ve Topes de Collantes günlük gezilerin yapılabileceği başlıca yerler. Trinidad’ın arnavut kaldırımlı sokaklarına açılan rengarenk kapıları ve pencereleri olan evlerde ilk dikkatimizi çeken demir korunaklar oldu .Öyle ya Küba gibi ‘güvenlik’ sorunun olmadığı bir ülkede bu kadar korunacak ne olabilirdi? Sonrasında ise anlıyoruz ki uzunca bir süredir renovasyon görmeyen Trinidad da evlerin kapı ve pencereleri 17.yy da Korsanlara karşı korunabilmek amacıyla demir kafeslerle çevrelenmiş. Trinidad’da en önemli geçim kaynağı turizm. Aslında Turizm Küba genelinde en önemli geçim kaynağı Devletin turizmde çalışan lar için verdiği ücret oldukça iyi bu nedenle rehberlik,ev pansiyonculuğu veya otellerde çalışmak oldukça avantajlı .Ancak turizmde herkes çalışamıyor. Üniversite eğitimi olması ve yabancı dili çok iyi konuşabilmesi şart. Trinidad bizi tüm Küba seyahatimizde çok kısa kalmamıza rağmen en fazla etkileyen yerlerden biri oldu. Bunun nedeni evlerini pansiyon olarak kiralayan Kübalı bir ailenin yanında kalmamız ve bu fırsatla da Küba halkı yaşantısını yakından gözlemleme şansımızın olması ,diğeri ise Trinidad sokaklarında gezerken yıkık dökük bir bahçede duyduğumuz en güzel Küba müziklerini yapan ‘Tadicionales del SON ‘ grubu ile tanışmamızdı kuşkusuz.   Trinanda kaldığımız Casa Particular (casa elda) adı verilen devlet tarafından pansiyon olarak kullanabilme izni almış ev , tarihi ve korunmalı bölgede Kübalı aile tarafından işletilen oldukça temiz tipik Kübalı yaşam tarzına göre döşenmiş bir yerdi. Ev sahibi –sahibesi- demek daha doğru- saçlarında kocaman bigudiler , vücudunun şekline aldırış etmeden giydiği tayt ve bluzu ile dominant tavırları ile evin hakimi olduğu her halinden belli konuşkan kadın ve onun tamamı tamamına zıttı –uzun boylu ,oldukça iyi eğitimli ,sessiz (asıl eğitiminin endüstri mühendisliği olduğunu öğrendiğimiz –eşi karşıladılar bizi. Odalarımıza valizlerimizi bırakıp dışarıya çıkmak için hazırlandığımız sırada göz gezdirdiğimiz evde –bir Küba evinde olmazsa olmazlarının hemen burada da karşımıza çıktığını gördük- sallanan koltuklar karşısında TV ,bir bölüm dua köşesi ,pek çok irili ufaklı biblo, zemin genelde çıplak halı vs kullanmıyorlar ve her şey rengarenk. Akşam yemeği için Trinidad ‘ta Paladares adı verilen ve aileler tarafından işletilen irili ufaklı pek çok restaurant var. Biz seçim konusunda zorlandık ve mimarisini çok beğendiğimiz ancak mönüsünde maalesef pizza dan başka bir şey olmayan bir restaurant ta yemek yedik. Tablolar kapısı,girişi görülmeye değerdi pek çok fotograf çektirdik. El sanatları ve müzikle ilgileniyorsanız, ara sokaklardaki sergileri gezmenizi öneririm.El yapımı resimlere, müzik aletlerine, takılara bakarken şehrin ara sokaklarında kaybolup yine de Plaza Mayor’a dönmeyi başardık. dans Trinidad taştan yolları, her gece insanların toplanıp Daiquirí ve Mojito içip Salsa yaptıkları meydanıyla bizi çok etkiledi.   Akşamları Casa de la Musica’da canlı müzik eşliğinde mükemmel salsa yapan Küba’lıları izlemekte diğer alternatif . Ancak yukarıda bahsettiğim gibi her köşeden müzikler duyulan bu güzel kasabada bir bahçede sadece bir grup arkadaşlarına ve 2 turiste konser veren Kübalı grup Tradicionales del Son’ un güzel müzikleri grubun solistinin muhteşem sesi bizi etkiledi girdik .Grup bize müzik ziyafeti vermekle kalmadı gruptaki tüm müzik aletlerini çalmayı ve muhteşem salsa danslarını da öğrettiler birlikte dans ettik ve çok eğlendik. BOYS BAND  in CUBA Eğer Trinidad’a yolunuz düşerse kesinlikle bu mekana uğrayıp bu grubu dinlemenizi öneririm. Ertesi Varadero ya doğru yola koyulmadan önce kahvaltı ile güne başlıyoruz. Burada bizi çoğunlukla alıştığımızın dışında bir manzara karşılıyor bizi;evin sahibesi oldukça bakımlı bir şekilde bizimle konuşurken evin sahibi beyefendi önünde önlüğü ile bize muhteşem bir kahvaltı hazırlıyor..Sevgili arkadaşım Gül erken kalkanlardan ve bu konuyla ilgili ev sahibesi ile konuşurken Küba da genelde evdeki hakim kişinin kadın olduğu ev işlerinde yemek ,ütü konularının genelde erkekler tarafından yapıldığını ve bunun çok normal karşılandığını söylediğini bize aktarıyor. Yazımın başında da belirtmiştim Küba da erkekler gerçekten oldukça centilmen uyumlu ve eşlerine yardımcılar. Bu Ananas suyu, papaya ,omlet ve kahve eşliğinde yaptığımız kahvaltımızı yaparken bir yandan da kadınlar olarak bu durumun çok keyifli olduğunu konuşmadan edemiyoruz. Dönüşte zamanımız kısıtlı olsa da yolumuz üzerinde gördüğümüz kaldırım üzerinde kurulan semt pazarına uğruyoruz. Bu pazarda ilginç görüntüler yanında bir köşeden Küba müzikleri duyuluyor. Müzikle birlikte pazarda alışveriş yapmak ,bir şeyler atıştırmak ailecek, arkadaş gruplarıyla bir ara da olmak ayrı bir keyif. Küba’da insanların ev almasına izin verilmiyor, belli bir senenin üstündeki modelde araba da alamıyorlar ama bu da belki onlara gelirleriyle sadece yaşayıp, zamanlarını iyi geçirmeye yönlendiriyor. Düşünün gıda, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarınızı devlet karşılıyor ve sizden vergi almıyor ama buna karşılık aldığınız ücret çok fazla değil. Dünya üzerinde sanırım hiçbir sistem mükemmel değil, bu sistemde de insanoğlunun hep daha fazlayı istemesi sistemin zayıf yanı gibi duruyor ancak dediğim gibi Kübalılar oldukça düşük ücretlerle çalışsalar dahi mutluluğun para ile olmadığının en güzel göstergesi oluyorlar bizim için.Mutluluğun ,toplumdaki kadın’ın bir birey olarak saygı görmesiniz ve temizliğin. İşte bu 3 öğenin parayla değil medeniyet seviyesi ,aile içi ve okul eğitiminin bir sonucu olduğunu gösteriyor bize. Yol üzerinde CHE ‘nin mezarının bulunduğu Santa Clara’ya da uğramayı ihmal etmiyoruz.Ancak itiraf etmem gerekirse bu kadar karizmatik ve yakışıklı asker CHE’nin Santa Clara da ki heykeli hiç ona yakışan ve yansıtan bir anıt değil. Bu kadar kötü görünen bir anıtla Che’yi hatırlamak istemiyor hemen Varadero ya doğru yolumuza devam ediyoruz. Son gecemizde ise beni güzel bir sürpriz bekliyor ,dostlarım o ay içinde olan doğum günüm için ufak bir kutlama hazırlıyorlar ve KUBA da yeni bir yaşıma girmemi kutlama mutluluğunu yaşatıyorlar. Kuba seyahati tam anlamiyla hayatin tadini cikartmak icin birebir guzel muzikler,danslar ve keyifli insanlar.. Bu nedenle seyahat planinizda henuz gormediyseniz muhakkak CUBA ( Kuba) yi dahil edin..

VIVA CUBA ! (2)

PINAR DEL RIO ve VINALES VADİSİ
Küba ‘ya seyahat etmek denildiğinde aklınıza sadece Havana mı geliyor? O halde büyük bir yanılgı içinde olduğunuzu peşinen söylemem gerek. 14 farklı (provinces) eyaletten oluşan Küba’ da görülmesi gereken birbirinden güzel özelliklere sahip yerler var.
Bunlardan biri adanın en batısında bulunan eşsiz doğası ,bitki örtüsüyle görülmeye değer PINAR DEL RIO .
PINAR DEL RIO ‘yu görmek için Havana da otelimizin önünde bulunan ‘Cuba Taxi ‘ yle kısa bir pazarlık sonrası anlaşıp yol boyunca bize bölgeyi anlatarak rehberlikte yapacak olan şoförümüz Nikola ile birlikte yola koyuluyoruz.
Havana ‘yı anlatırken bahsettiğim harabeye dönmüş binalara rağmen PINAR DEL RIO ‘ya giderken geçtiğimiz Miramar bölgesi bizleri hayrete düşürüyor. En üst düzey devlet memurları ( polisler ve doktorlar) ile yabancı ülke büyükelçiliklerinin bulunduğu şehrin bu bölümü şık ve göz alıcı binaları ile bizi gerçekten şaşırtıyor. Buradan anlaşılacağı gibi Küba da en iyi kazananlar (devlet yöneticilerinden sonra) polisler, doktorlar ve öğretmenler. Yaşadıkları yerler görülmeye değer.
Hemen Fidel Castro’nun nerede yaşadığını soruyoruz. Güvenlik nedeniyle Castro nun 5 farklı yerde yaşadığı ve tam olarak nerede olduğunun hiçbir zaman bilinmediği söyleniyor.
Bu arada Küba ‘da gerçek bir kahraman olarak hiçbir şekilde Castro’nun heykeline rastlamanız mümkün değil.Hatta bu kesinlikle yasak!

PINAR DEL RIO ‘topraklarında dünyanın en kaliteli tütünü yetişiyor. Burada kesinlikle görülmesi gereken küçük bir köyde bulunan puro fabrikası . Puronun ne kadar meşakkatle yapıldığını ,sadece küçük bir puro yapmak için 5 adet tütün yaprağı gerektiğini burada görebilirsiniz.

Biz ise burada puro üreten ailelerden birini ziyaret ederek puro üretimi ve genel yaşantıları konusunda bilgi sahibi olmak istedik.Ama öncesinde fotograf çekmek için sıkça mola verdiğimiz yolculuğumuzda öğlen yemeği için Nikola nın önerisiyle Küba’lı Minabot -Casabel ailesinin evine misafir oluyoruz.İki çocuklu oldukça genç bir çift olan Minabot ailesi sıcaklığı ve hazırladıkları çeşit çeşit yemekle birlikte bize oldukça güzel bir misafirperverlik gösteriyorlar.

 

Sonrasında ise yine UNESCO tarafından Dünya mirasları listesinde yer alan Vinales Vadisine doğru yola koyuluyoruz.

Vinales vadisi yemyeşil doğası ve yol üzerinde tek katlı, rengarenk boyalı ve her birinde olmazsa olmaz sallanan sandalyeleri olan evleri ile görülmeye değer .Sallanan Sandalye gerçekten Küba yaşam tarzının bir simgesi tüm evlerin balkonunda terasında görmek mümkün.

Vinales te meşhur Cueva del Indio mağarasını görmek mağaranın içinden geçen nehirde sandal gezisi yapmak oldukça keyifli.

Gruplar halinde yapılan mağara gezisinde açıkçası bizim ülkemizde atıl durumda bırakılan mağaraları düşündükçe bu küçücük mağaranın nasıl populer olduğunu görüp üzülüyorsunuz ve elimizdeki onca güzel doğal güzelliğin değerlendirilemediğini bir kez daha anlıyorsunuz.
Mağara çıkışında çalınan müzik sizi bambaşka bir ülkeye götürüyor ve bir anda kendinizi afrika’da hissettiriyor.

Vinales’den sonra eğer resme meraklıysanız “Mural de la Prehistoria” yı görebilirsiniz. Tarih öncesinde yaşamış insanları ve hayvanları simgeleyen bu eser 1959-1964 arasında yapılmış ve yapımında çiftçiler de çalışmış. Sarı renk güneşi, mavi gökyüzü ve denizi, yeşil ise ormanı temsil etmekte.Vinales Vadisinden sonra o meşhur Küba purolarının ( ki en kalitelisi olan Cohiba purosunu üreten 1 numaralı aile Montesino ailesinin güzel evine geliyoruz.

Montesino ailesi 6 kuşaktır başta Cohiba olmak üzere, Monte Cristo ve Romeo Julliette marka puroların üretimini yapıyor. Tütün ün tarla dan puro olmasına kadar geçen o titiz ve çok detaylı süreçten burada bahsetmeyeceğim çünkü bu süreci kesinlikle gidip yerinde gözlemlemeniz gerektiğini düşünüyorum ve bu kadar puro markasından bahsetmişken Küba da hediye olarak aldığınız purolarında hangi ünlüler tarafından tercih edildiğini bilmenizde fayda var şöyle ki ;
Fidel Castro Cohiba Esplendido içermiş. Oldukça uzun, küt ağızlı bir puro. Hafif ama boyutlarından dolayı herkes içemeyebilir. MonteCristo Esplendido ise Che Guevera’nın tercihi imiş hani o hep gülümseyerek verdiği pozlarından hatırlayın… Bu yüzden de bu puro oldukça popüler. Romeo & Juliette ise W. Churchill in tercihi.

 

Montesino ailesinin evindeki o göz alıcı topraklarda sadece puro değil kahve ve orkidenin de en iyileri yetiştiriliyor.

Bu göz alıcı ve bereketli topraklar da oldukça misafirperver Kübalı 2 aile tarafından ağırlandıktan sonra ertesi günü Veradero ve Trinidad’a gitmek üzere otelimize doğru yola koyuluyoruz…

 

VİVA CUBA! (1)

 

Kuba (CUBA ) dendiğinde aklınıza ilk olarak ne geliyor?

Dünya ‘nın gördüğü en yakışıklı ve karizmatik gerilla, isyancı, asker , kahraman ve kült olmuş bir idol Che Guevara mı ? Yoksa tam anlamıyla bir Marksist Lider ,devrimci,sosyalist, dik başlı ,hitab ustası, ATATURK hayranı Fidel Castro mu? Belki de küçücük bir adanın kocaman bir kıtaya Amerika ‘ya ve tabiî ki dünyaya hakim olan Kapitalizme olan başkaldırısı ve dünyanın geri kalanında yarattığı hayranlıkla sosyalizmin batıdaki kalesini görme isteği , Salsa, mambo, lambada ve samba dansları , sıcacık müziği ve tabi ki meşhur Puroları, kahvesi, muz’u , iklimi, dalmak için mükemmel denizi .?

Belki de bunların tamamı..?

 

Cuba3

 

Sizi bilmem ama ben yıllardır her ne zaman bir seyahat programı yapsam her defasında içimdeki koşullanmaya kulak verip ‘ ne yapıp edip Fidel Castro ölmeden önce kesinlikle görmek lazım’ diyenlerdendim Küba için ve yıllardır bir türlü denk getiremediğim bu seyahatimi sonunda gerçekleştirebildim.Bu seyahatin en güzel tarafı ise gayet spontan bir şekilde gelişmesi oldu. Öncesinde hiç plan yapmadım veya farklı iş yoğunluklarım ve seyahatlerim nedeniyle üzerinde fazla düşünemedim

Seyahat etmeyi seven ,gittiği her ülkeyi adım adım dolaşmaktan hoşlanan kafa dengi dostlarla birlikte olduktan sonra bu tür seyahatlere de alışkın biri olarak hiç düşünmeden katıldım bu geziye.

Çok ta iyi yapmışım!

Bu hafta itibariyle bu güzel seyahati, KÜBA’ yı bilinen bilinmeyen pek çok farklı yönüyle anlatıp , gözlemlerimi paylaşacağım sizlerle. Belli bir tur programı ile başladığımız ancak devamında araba kiralayarak , gezerek, gerçek KÜBA halkının yaşamlarını gözlemleyerek sürdürdüğümüz bu gezinin ,hiç bir kitapta yer almayan detaylarla birlikte başta KÜBA ya henüz gitmemiş olanlar için iyi bir rehber olacağını düşünüyorum

Çünkü KÜBA sadece bu anlatılanlar değil çok ama çok daha fazlası..

Hemen belirtmeliyim KÜBA ya gitmek için aktarmalı ve minimum 14 saat süren bir uçak yolculuğunu göze almanız gerekiyor. Ancak gideceğiniz ülke o kadar farklı ve güzel ki bu uzun yolculuğa kesinlikle değiyor.

 

Cuba Genel

 

Meksika körfezinde yer alan bu uzun ada gerçekten cennetten bir parça. Bitki örtüsü oldukça bereketli ve dalış için dünyanın en iyi denizlerinden biri. Sahilleri göz alabildiğine uzun , beyaz pudra kumu ve genelde ortalama 27 derece sıcaklığı ile ( fırtına sezonunu saymazsak) yılın büyük bir bölümü tatil için oldukça ideal. Bu güzel ada üzerindeki yaşam ise çevresindeki diğer turizm adalarıyla kıyaslandığında oldukça farklı ve şaşırtıcı. Çünkü dünyanın en batısında olmasına rağmen sosyalizmin en önemli kalelerinden biri burası.

İşte buraya ilk kez gelenleri havaalanında karşılıyor ve şaşırtıyor bu farklılık.

KÜBA ya adım atar atmaz otuz yıl kadar önceye gitmiş gibi hissediyorsunuz. Her yerde hakim olan florasan lamba aydınlatması ve gri rengin hakimliği, tropik bir adada olmaktan daha çok eski bir demir perde ülkesine gelmişsiniz izlenimi yaratıyor. Ancak bu izleniminiz yazımın ileriki bölümlerinde de sıklıkla bahsedeceğim gibi yine sizi şaşırtan bir farklılıkla ortadan kalkıyor işte o farklılık ‘insan ‘ faktörü. Yani KÜBA’ lılar; Sıcak kanlı, her daim gülümseyen ve Türk olduğunuzu öğrendiklerinde inanılmaz bir sevgiyle size yaklaşan Kübalılar.

Öyle ki bu hiçbir Avrupa ülkesinde ve belki de dünyanın önemli bir bölümünde rastlayamayacağınız olumlu tepkiyle karşılaşıyorsunuz.Zaten şehrin merkezinde göreceğiniz ATATÜRK büstü de Fidel Castro’nun hayranlığının en iyi temsili.

 

ataturk

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HAVANA ( LA HABANA)

Başkent Havana ya gelişte ,uçaktan indikten ve pasaport kontrolü vs işlemlerden sonra ,Amerika ambargosu nedeniyle dolar getirmenizi hiç önerilmeyen ülkede dövizinizi havalanına girişte veya otellerde bulunan ofislerden seyahatiniz boyunca kullanabileceğiniz KÜBA ‘nın yeni para birimi Convertible Peso (kısaca CUC) a çevirmeniz gerekiyor. Hemen belirtmeliyim ki bu CUC meselesi başlangıçta oldukça karışık gelebilir bilmeniz gereken tek şey KÜBA’ nın bu yeni para birimi CUC ile hiçte ucuz bir ülke olmadığı çünkü 1 CUC neredeyse 1 EUR a eşit değerde ve alışverişlerinizde sadece CUC kullanabiliyorsunuz.Bu işlemlerin ardından heyecanla bizleri otelimize götürecek olan araclarımızla birlikte otelimize gitmek için yola koyuluyoruz.

Özellikle Havana da konaklayacağınız otel çok önemli . Bu nedenle seçmiş olduğunuz tur şirketinizden otellerin ismini dikkatlice öğrenip biraz araştırma yapmanızda fayda var. Benim Havana da kalmanızı için önereceğim oteller ise akşam üstü müzik ziyafetlerine ve güneşin batışını izlemeye doyamayacağınız ( ve Türklerin en fazla tercih ettiği) Hotel Nacional ve Hotel Florida ile New Habana da bulunan Sol Melia Hotel.

Meşhur Havana ( La Habana) aslında 2 yerleşim bölgesinden oluşuyor .Tarihi Havana ve Yeni (New) Havana .

 

house

 

Hemen belirteyim New Havana da görülmeye değer fazla birşey yok genelde otel, iş yerleri ve bazı gece kulüpleri bulunuyor.Tarihi Havana ( Old Habana) ise etkileyici tarihinin yanında dünya savaşlarından az zararla ayrılmış binaların tamamının ilk inşaa edildiği haliyle korunmuş, 50 ‘li ve 60’lı yılların amerikan arabalarının sıkça göründüğü,ispanyol mimarisinin etkileyici örneklerine

sahip ,renkli bir gece hayatının yanısıra restaurant,sinema,kabare ve gece kulüplerinin çok olduğu UNESCO nun World Heritage ( dünya mirasları listesinde) bulunan ve gezmekten çok keyif alacağınız her köşede müziklerin yapıldığı müthiş bir yer.

Burada görmeniz gereken çok şey var; Evlere şenlik Katedral Meydanı
( tarotçular, çiçek satan veya yöresel kıyafetlerle resim çektirmek için giyinmiş kadınlar, resminizi çizmeye çalışanlar ..) Devrim meydanı ( Devricilerin devlet binaları üzerindeki devasa resimleri görülmeye değer!

 

puro icen kadinlar

 

 

 Cuba kadinlar

 Armas Meydanı,Ernest Hewinghway ın gittiği Barlar Sokağı (Calle Obispo) ve kaldığı otel ( Hotel Ambos Mundos),Hotel Florida,Capitanes Generales Müzesi, Morro Kalesi ve La Bodeguita de Medio bunlardan sadece birkaçı..

 

Ernest Hewingway

Yemek için önerebileceğim yer ise yok gibi, deniz ürünleri ve tavuk ile yapılan yemekleri tercih etmenizi önerebilirim ,domuz eti de oldukça fazla
yeniliyor .Ancak Küba’da pasta ( oldukça güzel pastaları var) ve çeşit çeşit tropik meyva yiyebilir muhteşem ROM, Pinacolada ,elbette kahve ve mojito dan (her nedense Türkiye de yapılan mojito daha lezzetli olsa bile) içebilirsiniz.Amerikan ambargosunun uygulandığı bu ülkede elbette Amerika menşeyli ürünlere rartlamanız mümkün olamasa bile Kanada , İspanya gibi ülkelerden gelen markalarla benzer ürünleri bulabiliyorusunuz örneğin pepsi veya Coca Cola yok ancak TU KOLA bulabiliyorsunuz..

Müzik , Kubalılar için artık hayatlarının neredeyse en önemli parçası Havanada her köşede müzisyenler müzik yapıyor ayrıca beğendiğiniz grupların müzik CD lerini anında alabilme şansınada sahipsiniz. Ancak Havanaya kadar gitmişken kesinlikle Jazz müziğin yapıldığı gece kulübüne ve belli başlı 2-3 yerde yapılan TROPICANA SHOW u görmeye gidin kaçırmayın derim.

Eğlence ve dans yine her yerde var Casa De La Musica en popüler mekanlardan biri örneğin..ancak özellikle ‘Celle 62’ yi görmenizi tavsiye ederim. Kübada istediğiniz yere gidin bu ‘cadde’ de yapılan müzik ve şovlar kadar ucuz ve eğlencelisini hiç bir yerde bulamayabilirsiniz.Ağırlıklı olarak turistlerin geldiği ama yerli halkın da ilgi gösterdiği bu açık alan da herkes herkesle dans ediyor .Oturmak yok! Öyleki gerçek Salsa figürlerini öğretmek için bekleyen Kübalılardan değme dans okullarına taş çıkartacak figürleri öğrenip artık Salsa yapıyorum diyebilirsiniz.

 

 

Küba dan bu kadar bahsettik Dünyanın en ünlü ve en pahalı Puro larının üretildiği bu ülkede Puro fabrikasını ve puronun nasıl yapıldığından bahsetmemek olmaz.Öncelikle oldukça şık dükkanlarda oldukça pahalıya satılan bu puroların üretiminin yapıldığı yerler gerçekten görülmeye değer..Fotograf çekiminin yasak olduğu bu mekanlarda koku ve çalışma şartlarının korkunçluğu gerçekten etkileyici. Özellikle kadınların bacaklarında sardığı düşüncesiyle gidenler için oldukça büyük bir hayalkırıklığı olacağını hemen belirtmeliyim. İnanılmaz ucuz ücretlerle çalıştırılan ve özellikle Havana halkının en büyük geçim kaynağı olan tütün ve puro kalitesine göre ayrılan yapraklarla pek çok farklı işlemden geçirilerek hazırlanıyor.

 

Cuba2

 

Ancak ilginç olan çalışanları motive etmek için sürekli yüksek müzik ve sardıkları tütünden içme özgürlüğü ( kapalı alanlarda sigara yasağı elbette ki yok!) ve fabrikalarda çalışanlar için oluşturulan yüksek bir sahneden her sabah tüm gazetelerin önemli haberlerin okunuyor olması ,ve dileyen herkesin çıkıp düşüncelerini belirteceği bir alan yaratılması ..Bu mekanlar gerçekten görülmeye değer.. Tüm bunlardan bahsederken KÜBA hakkında önemli birkaç hatırlatmayı da yapmak isterim ;Bir kere Küba nın tamamı oldukça güvenli bir ülke.

Kadın ,erkek dilediğiniz zaman dilediğiniz yere gidebilirsiniz ülkede suç oranı 0 a yakın. Kadınlarıneşitliği ( hatta üstünlüğü) özgüveni görülmeye değer. Tüm fakirliğe rağmen eşitlik, medeniyet ve kültür seviyesi özellikle binaların durumuyla ve genel olarak şehrin görüntüsüyle kıyaslandığında, temizlik anlayışı –ülkede sabun yok! Gerçekten ! el yıkamak için sabun bulmanız imkansız yanınızda götürmenizi tavsiye ediyorum ama herkes mis gibi! – ibret alınacak cinsten ve şunu görüyorsunuz ‘herşey para değil! Kültür ve eğitim şart!’ Küba öyle bir ülke ki kapitalist toplumlara ‘ bizi bu sistem mahvediyor’ dedirtecek cinsten, Eğitimin tamamı ‘Parasız’. Hastaler ,ameliyatlar ‘ücretsiz’ .Su telefon vs ücretsiz..Sanat özellikle devlet tarafından desteklenen ilkokuldan itibaren eğitim sisteminde yer alan diğer önemli bir alan.Özellikle Havanada tren istasyonunun yanında oluşturulmuş ‘sanatçılar çarşısında’ inanılmaz fiyatlara çok güzel resimler bulabiliyor resmi yapan sanatçı ile pazarlıkda edebiliyorsunuz. Resim tutkunlarının buraya uğramadan geçmemelerini tavsiye ederim.