LÜKS VE KONFORLU BİR DEVR-İ ALEM GEMİ SEYAHATİ (3)

FRANSIZ RİVİERASI – BONJOUR CÔTE D’AZUR!

Denizde 3. günümüzde,  çok sevdiğim tekrar görmek için sabırsızlandığım Güney Fransa kıyılarındayız.

Bir önceki gece odamıza bırakılan bültenlere göre yine harika bir gün bizi bekliyor. Hava 27 derece, tam bir yaz havası. Günü dolu dolu gezerek tamamlayacağız akşama ise gemide ‘ Beyaz Gece ‘ var yani herkes bembeyaz giyinecek. Gecenin süprizi ise ABBA şov’u olacak.

Fazla zaman kaybetmeden günü doyasıya yaşamak için hızlıca bir kahvaltı yapıyoruz, kaybedecek zamanımız yok zira geminin akşamüstü hareket saati biraz erken, saat 16:00 da gemiye geri dönmüş olmalıyız !

Sadece benim değil, dünya jet sosyetesininde gözdesi Fransız Rivierası (Fransızca Côte d’Azur,  Güneydoğu Fransa ve Kuzeybatı İtalya’da Akdeniz kıyısında popüler turistik bölgeye verilen isim aslında. Bölgenin başlıca tatil merkezleri arasında Cannes, Nice, St.Tropez-Monaco -Monte Carlo ve La Spezia yer alıyor.

Kısaca Côte d’Azur  Toulon‘dan, Menton’a kadar olan bölgeyi kapsıyor.

img_1779

İngilizceden gelen French Riviera sözüyle bilinen bu kıyı, Fransızcadaki adını şair Stéphen Liégeard’ın 1887’de La Côte d’Azur adıyla yayınlanan bir kitabından almakta. Yazar Liegeard, bugün dünya sosyetesinin gözbebeği bu kıyı şeridine çok yakışan bir isim vererek (‘gökmavisi kıyı’), isim babalığını yapmış.

Fransız Rivierasında gemimizin ilk durağı ‘VilleFranche’.

img_1629

Villefranche Cote D’Azur bölgesinde batıya doğru Nice ve doğuya doğru Monako Prensliği arasındaki koyda bulunan güzel mi güzel bir ‘sahil kasabası.’

Bu ‘sahil kasabası’ bugün avrupa’nın en güzel ve en ünlü 5 koy’undan biri olarak tanımlanıyor. (Diğerleri Navagio bay -Yunanistan,The Bay of Kotor-Montenegro,La Maddalena-Italya,Korcula-Hırvatistan)

Villefranche-sur-Mer,  derin denizi ile Akdenizin doğal limanı olma özelliğini taşıyor ve büyük cruise gemileri bu özelliği nedeniyle buraya yanaşabiliyor.

4efd7c58-5a5d-4562-8969-2f39f9374318
VilleFranche-sur-Mer

Yolcular gemiden botlarla karaya çıkarılıyor. Bizde bu şekilde lüks botlarla karaya çıkartıldık

img_1656

img_1648

Bu ünü dünyalara ulaşan güzel mi güzel koy ve balıkçı kasabası bu gün tüm Cote D’Azur gibi oldukça ünlü misafirleri ağırlıyor. Ancak tarihine bakıldığında bu sonradan olan bir özellik değil . 19.yy da bu liman Rusya’nın Karadeniz üssünü kaybettiği Kırım Savaşı yenilgisinden sonra Rus donanmasının üssü ve o zaman bile Rus aristokratlarının ve imparatorluk ailesinin üyelerinin ikametgahı haline gelmiş.

d8c26e00-bb04-4427-ad32-c19e4c87d130

Çok renkli cepheleri, limanı ve kalesiyle büyüleyici bu kasaba hala ortaçağ’ın ruhunu taşımayıda sürdürüyor.Gezdikçe Fransa’nın kalbindeki bu bölgenin gerçek bir italyan kasabası havasını hissetmemenizin nedeni de yine tarihin bir döneminde buranın kutsal Roma İmparatorluğuna ait olması.

img_2449

VillaFranche ‘ın eski şehri Vieille Ville ,rengarenk cepheleri, limanı ve kalesiyle büyüleyici bu kasaba hala ortaçağ’ın ruhunu taşımayıda sürdürüyor.Gezdikçe Fransa’nın kalbindeki bu bölgenin gerçek bir italyan kasabası havasını hissetmemenizin nedeni de yine tarihin bir döneminde buranın kutsal Roma İmparatorluğuna ait olması.

img_2512

Gemi seyahatleri aslında ‘özet’  gibi.Gittiğiniz her yeri ‘kısaca’ görüyor gözlemliyor sonrasında uzunca seyahatler planlamak için size olanak sağlıyor.

Buraya gemi ile geldiğimiz için bu kısa zamanımızda detaylı gezme fırsatı bulamadık ancak eğer burada kalacak yeterli zamanınız varsa bu sokaklarda kaybolmanızı öneririm.

Özellikle  13.yy ‘dan kalma Rue Obscure ( Karanlık Sokak) ,Rue du Silence ( Sessizlik Sokağı) öncelikli görmeniz gereken yerlerden.

Şık butikleri, tasarım mağazaları ve nefis lezzetleriyle deniz ürünlerinde iddalı restoranları  ve cafeleriyle  VilleFranche mükemmel bir yer.

Duyduğumuza göre buranın plajları da hem ücretsiz hem de pırıl pırılmış. 10 ar dakika uzaklıktaki Cannes ve Nice ile kıyaslandığında bu oldukça önemli bir avantaj.

8eb92af7-c8c9-4714-b28f-4f1477ba77ce

Biz kısacık zamanımızda gezebildiğimiz kadarıyla VillaFranche’ı gezdik ve sonrasında buraya mutlaka tekrar gelmeliyiz diyerek hızlıca tren istasyonuna doğru yola koyulduk.

Sırada NİCE gezimiz var..

Haftaya Nice’de görüşene kadar, nice (ing . güzel,hoş,iyi) kalın, mutlu kalın!

img_1655

LÜKS VE KONFORLU BİR DEVR-İ ALEM GEMİ SEYAHATİ(2) İTALYA

Buoni Viaggi Roma!

Nihayet gemimiz Roma ‘nın Civitavecchia limanından haraket ediyor.

img_1100

Böylece Avrupa’nın en güzel liman kentlerine uğrayacağımız seyahatimiz tam olarak başlamış oluyor.

Civitavecchia (Çivitavekya diye okunuyor)  Orta İtalya’da bulunan Lazio bölgesinde Roma’ya bağlı ufak bir belediye imiş.

İsmi de ‘ Antik şehir’ anlamına geliyormuş. Bu küçücük liman kenti bugün Orta İtalya’nın ana limanı konumunda. Sardunya, Sicilya, Malta, Tunus ve Barcelona şehirlerine giden feribotların da başlangıç noktası.Buranın halkının geçim kaynağı elbette balıkçılık .Çok şirin ve bir o kadar da hareketli bir yer Civitavecchia.

Seyahatimiz öncesi tur şirketimiz tarafından bize verilen kit’imizde yapacağımız yolculuk göreceğimiz kentler ve alternatif turlar ile ilgili oldukça detaylı bir program yer alıyor . Programda uğrayacağımız limanların yer aldığı bu krokiyi incelemek bile heyecan verici olabiliyor.

Şunu temin ederim ki hiç bir seyahat gemi seyahatinin başlangıcı kadar insanı heyecanlandıramaz,limanlardan hareket ederken ayrı bir heyecan duyarsınız ta ki farklı bir ülkenin limanına yaklaşana kadar.Ve bu son limana kadar böyle devam eder.

Tamam biraz fazla dramatik anlatmış olabilirim ama durum biraz da böyle sevgili okuyucularım.

Gemi seyahatimizin ilk durağı yine İtalya ‘da bulunan liman kenti Livorno.

Livorno tam da bize verilen programda yazdığı gibi Rönesans’ın doğduğu şehir olan Floransa’ya ve meşhur eğri kulenin bulunduğu Pisa’ ya giriş kapısı.

Turun başlangıcında ufak bir öneri yapmakta fayda var;

Gemi seyahatlerinde sadece liman şehirlerini değil buralara yakın gözde tatil merkezlerinide görmek gezmek isterseniz daha programlı haraket etmek için rehberli ekstra turları almanızı tavsiye ederim.

Bizler zamanımızı dilediğimizde kullanabilmek adına rehberli tur almadık, kaldı ki ben daha önce birkaç kez daha gelip gezme fırsatını bulduğum için rehberli tur programı koşturmacasında kaybolmaktansa daha rahat gezerek dilediğim yerlere gidebileceğimiz bir program yapmaya karar verdim.

Eğer rehberli turlara katılmayacaksanız ,gemi haraket saatine kadar size  verilen zamanı çok iyi kullanabileceğiniz bir program yapmalısınız.

Aksi taktirde hem zamanınızı boşa harcamış olursunuz hem de ciddi bir koşturma içinde gemiye yetişmek dışında günün nasıl geçtiğini anlamazsınız bile. Unutmayın Gemi beklemez! Bir sonraki limana uçakla gitmek zorunda kalmayın şaka değil bu şekilde duyduğumuz çok hikaye var.

Örneğin daha önce Livornayı görmediğim için meydanlarını , ufak şık dükkanları, sokaklarını ve restoranlarını gezmeyi tercih ettim.

Geminin haraket saatine kadar  Livorno bile tek başına gezilebilecek güzellikte bir yerdi ancak biz biraz riske girerek Pisa kulesini görmek için meydandan otobüs bileti aldık.

Kısa bir hatırlatma; Gemi Livorna limanına geldiğinde limandan 5.-€ ( çift yön) bilet alabileceğiniz shuttle’ lar ile Livorno nun merkezine gidebiliyorsunuz. Livorno’dan da Pisa veya Floransa’ ya konforlu şehirlerarası otobülerle gidebiliyorsunuz.

Mesafeler pek te kısa olmadığından otobüslerin gidiş ve dönüş saatleri var , hangi otobüs firması ile gittiğiniz kaçta binip kaçta dönüş yapacağınızı çok iyi kontrol etmelisiniz.

Haliyle gezmeye dalmışken dönüş otobüsü kaçırabilirsiniz. Unutmayın Avrupa’dasınız ve burada herşey dakik verilen zamanda istenilen yerde olmalısınız . Yoksa dönüş otobüsünüzü kaçırabilirsiniz bizim gibi (detaylar birazdan..)

Sonrasında da olmazsa olmaz turist fotoğrafı çektirmek için ünlü eğri kuleye geldik .

Mucizeler Meydanın’da bulunan bir mucize PİSA KULESİ

Pisa kulesi ne giderken yol boyunca fotoğraf çeken insanları kadrajsız görmek inanın kuleyi iterken fotoğraf çektirmekten daha keyifli.En ilginç pisa fotografını yakalamak için gösterilen çabalar taktire şayan . Bir kule ile fotoğraf çektirmek için yürüyerek o sıcakta gelinen yol  değer mi bilinmez ancak tabiki turist olmak bunu gerektirir!


Neyse ki bizde aynısını yaptık oradaki ruh hali bu komikte görünse kaçış yok buraya gelince aynı şeyleri yapıyorsunuz. Ben de bir milyon kadar çektiğim fotoğraflar arasında yazıya uygun şıklıkta olan ve zar zor bulduğum tek fotoğrafımı ekliyorum .

Pisa kulesini daha önce italya’da davetli olarak katıldığım gurme turu sonrasında gelip detaylı bir şekilde görme fırsatım olmuştu. O zaman kulenin içini de gezmiştim.

Pisa kulesi eğikliği ile turistlerin her zaman ilgi odağı. Mucizeler meydanında (Plazza dei Miracoli veya tarihsel adıyla Piazza del Duomo) bulunan bu kule zaten mucizenin tam kendisi.56 metre yüksekliğe sahip en üst katına 294 merdivenle çıkılabiliyor. 3 katından itibaren eğilmeye başlayan kule söylendiğine göre her yıl milimetrenin onda 7 si kadar eğiliyormuş.Bugün düşeyde 5.5 derece eğilimli imiş.

Pisa kulesi aslında bir çan kulesi. 1173 yılında yapımına başlanmış ve eğilmesi nedeniyle zaman zaman ara verilerek ancak 1399 yılında tamamlanabilmiş.

O seyahatimde kulenin en tepesine çıkmıştım. Belirtmeliyim ki çıkarken gerçekten o eğimi hissediyorsunuz. Başınız dönebiliyor ve kulenin dikliği merdivenlerin darlığı nedeniyle zaman zaman sıkıntı yaşıyorsunuz. Ama tepeye çıkıp terasından etrafa baktığınızda herşeyi unutuyorsunuz.

Pisa kulesi ile ilgili olarak okuduğumda dikkatimi çeken diğer bir önemli detay da burada doğmuş olan bilim adamı Galileo Galilei nin Newton ‘dan da önce Pisa kulesinin tepesine çıkarak çeşitli ağırlıklarda objeler atmak üzere deneyler yapmış olması.

Pisa ‘ya turistik amaçlı ziyaret edenlere zamanları varsa mutlaka kulenin içini ve çevresini görmelerini kesinlikle  tavsiye ederim. Mucizeler Meydanında  Eğik kule dışında ,(Campo dei Miracoli) gotik katedral Duomo di Pisa  ,  St. John Vaftizhanesi bulunuyor, bu eserlerin tamamı Unesco Dünya Mirasları listesinde koruma altına alınmış durumda.

Pisa kulesinden devam eden yol boyunca görebileceğiniz tipik turistik gösteriler, şirin dükkanlar var.

Tüm italya’da ve Avrupa şehirlerinde olduğu gibi burası da çok iyi korunmuş bir tarihi doku var hatta biraz da farklı bir havası var yüzyıllar öncesini hissedebiliyorsunuz burada.

İnsanların çevreye ve diğer insanlara saygısı yine dikkat çekici.Yaratıcılık her alanda kendini gösteriyor. Sanatçı iseniz sanatınızı gösterek para kazanabiliyorsunuz .

Veya tabiki dikkat çekerek…

Pisa kulesini görmeye gelen turistler , kule ve mucizeler meydanını gördükten ve fotoğraf çektirdikten sonra hemen ayrılıyorlar. Oysa bizim gezintimiz bölgönin tarihi dokusunu yansıtan ve kesinlikle görülmeye değecek olan Piazza deiCavaleri (Şövalyeler Meydanı ) ve sonrasında Arno nehri kıyısındaki Lungarni ( Pisan Lungarnos) ile devam ediyor.

Meydanının dokusu ruhu halen şövalyeleri hatırlatıyor diyebilirim , beni en çok etkileyen ve ilk kez gezme fırsatı bulduğum diğer bir yer ise Lungarni

Meydandan herhangi bir sokağa girdikte birbirinden ilginç yapılarla dokusu ve güzelliği bozulmamış bina ve sokaklarla karşılaşıyorsunuz ve tüm sokaklar Arno nehrine çıkıyor.

Lungarni , tarihte şehrin en önde gelen asilzadelerin yaşadığı bölge imiş , buradaki evleri görünce bunu hemen hissedebiliyorsunuz.

Lungarni , dışında zamanı olanlar için bölgede mutlaka görülmesi gereken  Santa Maria della Spina Kilisesi, Dante’nin İnferno adlı eserinin yer aldığı Saat Sarayı, sanatın ve tarihin muhteşem bir birleşmesi olan Opera del Duomo Müzesi, Carovana Sarayı , Sinopie Müzesi de bulunuyor.

Biz , yeterli zamanımız olmadığından gezemiyoruz. Gemiye dönmek üzere ve maalesef hızlıca PİSA ‘dan ayrılıyoruz.

Bu yorucu ama bir o kadar da keyifli bir  günün ardından gemi’ye vardığımızda hemen hazırlanıyoruz. Çünkü gündüz karada yapılan gezintiler  kadar gemi akşamlarını yaşamak bir o kadar keyifli.

Şimdi akşam yemeği öncesinde geminin lobby bar’ındaki güzel müziğe kulak verelim

Ertesi gün Fransa kıyılarına muhteşem Fransız Rivierasına varmış olacağız,

Oraları anlatmak için şimdiden sabırsızlanıyorum,

Haftaya görüşmek üzere,

LÜKS ve KONFORLU BİR DEVR-İ ALEM: Gemi Seyahati

Gözlerinizi birkaç saniyeliğine kapatın ve hayal edin;

Yüzen lüks ve oldukça konforlu bir oteldesiniz , her uyandığınızda kendinizi dünyanın farklı bir köşesinde buluyorsunuz ..

Kulağa çok hoş geliyor, değil mi?

İşte son yılların en gözde seyahat şekli yani GEMİ ile SEYAHAT tam da  böyle bir şey.

Gemi (Cruise veya Kruvaziyer) yolculuğuna katılanlar, tatillerine koca bir dünyayı sığdırır, unutulmaz anlar yaşarlar. Bavul açma kapama derdi olmadan her gün başka bir limanda, yeni bir kentte uyanırlar. Üstelik büyüleyici bir atmosferde her türlü konfor ve eğlence içinde dinlenerek, yol alarak, eşsiz manzaraların da tadını çıkartırlar.

Şanslıyım ki, turizm sektöründe uzun yıllardır çalışan ve  seyahate düşkün biri olarak birbirinden güzel ve farklı gemilerle üç kez Cruise turu gerçekleştirme fırsatım oldu. Hali hazırda ‘yaz ve tatili dönemi ‘açılmışken gemi seyahati düşünenler için gelin bu konuyu biraz daha detaylı anlatayım , son çıktığım gemi seyahatimle birlikte sizlerle paylaşayım böylece  hem pek fazla bulamayacağınız gemi seyahati rehberini oluşturalım hem de Avrupa’nın en güzel liman ve kentlerini birlikte gezelim , ne dersiniz?

Gemi Seyahatinin abc’si

Öncelikle bir gemi turu satın almakla başlayalım.

Cruise firmalarının direkt satış ofislerinden veya Türkiye’ de gemi seyahati programı satışı yapan pek çok seyahat acentasından detaylı bir araştırma yaparak tercih ettiğiniz turu satın alabilirsiniz. Ancak Seyahat acentanızın TURSAB                 ( Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) kayıtlı olmasına dikkat etmelisiniz seyahatinizle ilgili her türlü bilgi ve detayı verebilecek profesyonellikte bir acenta olmalı. Turu aldığınız acentaların vize ve seyahat sigortası konularında yardımcı olmaları da ayrı bir avantaj elbette.

Almış olduğunuz gemi seyahat programı bizimki gibi Avrupa’nın güney kıyılarını kapsıyorsa, almanız gereken vize schengen‘dir. Özellikle bayram tatilleri gibi bir dönemi düşünüyorsanız talebi de göz önünde bulundurarak vize başvurunuzu önceden yapmalısınız.

Bizim bu kez gemi seyahatimizin başlangıcı ROMA ‘nın en tanınmış limanlarından Porto di Civitavecchia idi.

Biz bu nedenle ilk önce Roma’ya uçtuk. Roma havaalanından 50 dakika uzaklıkta bulunan Civitavecchia ya ulaşmak üzere grup olarak alanda bizi bekleyen otobüslerimize geçtik .Civitavecchia’ya vardığımızda gemiye binmeden önce ilk yaptığımız şey bize dağıtılan etiketlerin üzerine biletimizde yazan oda numaramızı yazıp yapıştırmak oldu. Valizler bu etikete göre odanızın kapısının önüne getirilip bırakılıyor. Bu sırada tüm yolcular limanda toplanıyor ve içeri alma işlemi yapılırken yanınızdaki eşyalar arama cihazından geçiriliyor.

Gemiye alkol sokmak yasak. Daha sonra kayıt masasına gidiyorsunuz ve fotoğrafınız çekilerek size bir kimlik kartı düzenleniyor. Karttaki fotoğraf güvenlik sistemine kayıt ediliyor. Gemiden inerken ve binerken kartınızı gösterdiğinizde ekranda fotoğrafınız çıkıyor. Böylece sizin yerinize başka birinin gemiye binmesini engellemiş oluyorlar.

Burada size tavsiyem valizlerinizin odanıza geç gelebileceğini ön görerek acil ihtiyaçlarınız için yanınıza küçük bir çanta almanız.

Sonrasında, en keyifli anlardan birini kaçırmamak için kamaranızın veya geminin en üst teras katlarından birine çıkarak şehri ve geminin limandan ayrılışını seyredebilir, hatta bunu mümkünse gemi her limandan ayrılırken yapabilirsiniz.

Gemi hareket edene kadar gemiyi gezmek, uzun yolculuk sonrası Snack bar’da bir şeyler atıştırmak ve tabii ki ayrılırken terasta olup izlemek özel bir keyiftir. Bu sayede biz her defasında apayrı bir heyecan yaşayarak müthiş fotoğraflar ve çekimler yapabiliyorduk.

Günlük Bültenler

Gemi seyahatlerinde en sevdiğim şeylerden biri de her gece sonraki güne ait ‘DailyProgram ‘adında bir gazete odanıza ulaştırılıyor olması . Gemi Turuna katılan her millet için konuştukları dil (bizim için Türkçe) ve uluslararası dil olan İngilizce olarak hazırlanması diğer bir konfor..

Burada geminin ne zaman yanaşacağı, hava durumunun nasıl olduğu, yarın akşam giyim için ne tavsiye edildiği, tiyatro salonunda hangi gösterinin olduğu ve buna benzer birçok bilgi bulunuyor. Akşam yatmadan önce 10-15 dakika bu gazeteye göz gezdirmeniz size çok şey kazandıracaktır, mutlaka okuyun.

Acil Durum Tatbikatı

Gemiye gelen her yolcunun mutlaka zorunlu olarak acil durum tatbikatına katılması gerekiyor. Bunun ne zaman yapılacağı yine gazete ile bildiriliyor. Odanızdaki can yeleklerinizi alarak size verilen kartınızda yazılı olan toplanma noktalarına gidiyorsunuz. Burada acil durumda yapılacaklar kısaca gözden geçiriliyor ve tatbikata katıldığınız kartınıza işleniyor. Yani kaytarmak yok, birine katılmazsanız diğerine katılmak zorunda kalıyorsunuz.

Gemide Yaşam

Gemiye bindiğiniz andan itibaren yapacağınız alışverişlerinizde para geçerli değil (casino hariç). Kredi kartınızı resepsiyondan veya otomatik makinaları kullanarak kimlik kartınıza tanımlatıyorsunuz, karttan 250 Euro tutarında bir miktar bloke ediliyor. Gemi içinde harcama yaptıkça kredi kartınıza yansıyor. Son gün gemiden çıkarken odanıza bir fatura geliyor. Faturanın bir nüshasını imzalayıp birini kabinde bırakıyorsunuz, harcadığınız miktar alınıp geri kalan kartınıza iade ediliyor. Gemi turlarında her şey yarım pansiyon olsa da aslında gün boyunca ücretsiz içecek ve yiyecek gibi alanları mevcut. Aslında tıpkı 5 yıldızlı bir resort konsepti devam ediyor. Gemide üç öğün yemek ve içeceklerin bazıları ödediğiniz fiyata dahil bu gemideki restoranların tamamında size önceden belirtiliyor .Genel olarak sabah kahvaltıları ve öğlen yemekleri açık büfe ve akşam yemekleri A’la Carte olup , bir çok gemide 24 saat kabin servisi bulunuyor. A’la Carte restoranda size ayrılmış bir masa her zaman hazır. Gemi kimliğinizde bu masanın numarası yazıyor. Her gün aynı kişilerle aynı saatte, aynı masada oturup akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz. Burada alacağınız tüm içecekleri satın aldığınız kuponla veya tanımladığınız kredi kartınız ile ödeyebilirsiniz.

Gemi seyahatlerinde ayrıca farklı bir unsur olarak akşam yemeklerinizde iki oturum ( main 18:30 ve second 20:30 ) seçeneğinize sunulmakta ya da hiçbir kısıtlama olmadan (Freestyle Cruising) diye adlandırılan seçenek bulunmakta. Akşamları ana restorana giriş saati var örneğin 19:00 ile 19:15 arası yazıyorsa bu saati geçirdiğinizde burada yemek yiyemiyorsunuz çünkü bazı gemilerde a’la carte restoranlarda kapıları kapatıp içeri almayabiliyorlar. Ayrıca 7 günlük bir seyahatte genellikle en az bir yada iki kez konseptli gece organizasyonları oluyor. Resmi kıyafetten kasıt ise genellikle spor bir ceket altına kumaş pantolon, takım elbise yada hatta smokin! Kadınlar için ise elbise, yada kumaş pantolon üzerine bir bluz. Bazı firmalarda ise tüm seyahat boyunca yarı resmi kıyafet zorunluluğu bulunuyor. Geri kalan firmalar ise istediğiniz gibi gitmenizi ancak sadece akşam yemeğinde restoranda şortla gezmemenizi istiyor.

Akşam gemi hareket saatinden yorgun ama mutlu bir şekilde gemiye döndüğünüzde geminin de bir dolu renkli ve eğlenceli programla dolu olduğunu görmek sizi hemen kendinize getiriyor. Gemideki güzel yemekler ve sonrasında pek çok farklı bölümünde canlı müzik dans ve şovlar izleyebilme şansınızda oluyor, lüks tatil köylerinde olduğu gibi oldukça profesyonel ekipler tarafından gerçekleştiriliyor. Kesinlikle zaman ayırmaya ve izlemeye değer

Her Gün farklı bir Şehir ,hatta farklı bir Ülke

Evet , artık seyahatimiz başlıyor. Aslında rehberimizin de dediği gibi gemi seyahatinin en uzun günü ilk gün. Prosedürler çok ama sonraki günlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz ve ilk gün çektiğiniz yorgunluğu hemen unutuyorsunuz çünkü artık dünyanın en güzel şehirlerine demir atmak üzere yola çıkıyorsunuz.

Haftaya dünyanın en güzel kentlerine demir atmaya başlıyoruz.

Bekleriz..

WHY TRAVEL IS IMPORTANT?

Travel is important because it fundamentally transforms us. This experience of waking up to the power of your own transformation fires you up to “be the change you want to see in the world,” as Gandhi puts it.

By taking a break from your daily life, unplugging from the pulls and pushes of technology and engaging in new activities in new places, you have an easier opportunity to release unwanted habits. Also, it is empowering to surround yourself with people who don’t know the encyclopedia of your past. It reinforces your willingness to broaden your horizons, to get unstuck and to move in new directions.

Here are my top 10 reasons why travel is important:

1. Provides learning and education about places and history

2. Connects us to other cultures and people

3. Slows us down: Gives us a break from our fast-paced lives

4. Expands our awareness and introduces us to greater diversity

5. Helps us break habits: mentally, physically, and emotionally

6. Gives us time to heal, reduces stress and helps us regain enthusiasm for life

7.Stokes curiosity and awakens our inner child by offering us new, “first-time” experiences

8. Promotes patience by releasing heavy expectations of the “one right way” mentality thereby allowing life to flow more organically

9. Invites the opportunity to get lost and face one’s fears of the unknown

10. Helps you get to know yourself better: the true you is rediscovered

Today, plan a trip in 2018: Go somewhere new. Try something adventurous! Love yourself, love your day, love your life, Nermin