PARİS’İN LAVANTA KOKULU,GÜNEYLİ ASİ KARDEŞİ:MARSİLYA

Seyahatimizin altıncı gününde Fransa ‘nın güneyinde Toulon ‘a demir atan gemimiz,tüm görkemi ile bekleyedursun, biz kısa zamanımızı en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla Marsilya’ya gitmek için hızlı adımlarla tren istasyonuna doğru yola koyuluyoruz.

SAM_1214

İstasyonun beklediğimizden daha uzak bir mesafede olduğunu farkediyoruz ancak şanslıyız Toulon halkı oldukça yardımsever, özellikle elindeki pazar çantasından yiyecek alışverişi için mahalle pazarına geldiğini belli olan Toulon’ lu bir hanımefendiye tren istasyonuna daha kısa bir yoldan gidip gidemeyeceğimizi soruyoruz . Hiç ingilizce konuşamadığını anlıyoruz ancak bize son derece güler yüzü ve alçak gönüllü bir şekilde tren istasyonuna kadar eşlik ediyor. Fransızca ve ingilizce gayet güzel anlaşarak dik bir yokuşa sahip tren istasyonuna kadar bizimle geliyor.

Bu son derece ince ve zarif davranış için kendisine teşekkür ediyoruz ve bizi yine kocaman gülümseyerek uğurluyor.Kim demiş Fransızlar yabancı sevmez hatta soğuk davranırlar diye??

İstasyona gelir gelmez hemen biletlerimizi alıyoruz ve Toulon – Marsilya arası tren ile tam 1 saat süren seyahtimiz başlıyor.

Trenler oldukça konforlu ve yol boyunca insanı hayran bırakacak manzaralar, yerleşim bölgelerinden geçerek Marsilya tren istasyonuna ulaşıyoruz.

img_2693

Marsilya ,güney fransa’da Provence-Alpes-Côte d’Azur (PACA) bölgesinin de merkezi olmasına rağmen tamamen kendisine ait farklı bir ruhu olan bir şehir.

Marsilya’nın bizim açımızdan ilginç yanı ise şehrin M.Ö. 6. yüzyılda Foçalı (Phokaia) denizcilerin tarafından kurulmuş olması. Bugün Fransa’nın en büyük ikinci şehri ve Fransa’nın en büyük ticari limanı olan Marsilya, Fransız kolonileri döneminde de, Akdeniz’e açılan kapı konumundaymış.

Marsilya , 1481’de Fr Fransız krallığına dahil olmuşsa da Marsilya halkı ile 18. yüzyılda pek çok gönüllüden oluşan Ren Ordusu savaş marşı Chant de guerre pour l’armee du Rhin’i söyleyerek Fransız devrimine katılmak için Paris’e doğru yürüyüşe geçmiş.1795’te var Fransa’nın milli marşı kabul edilmiş adı da ‘La Marseillaise’ olmuş .Sözleri oldukça etkili olan marşı dinlemek için linki tıklayabilirsiniz (https://www.youtube.com/watch?v=NOji4B0FNEg&vl=tr)

img_2528

Marsilya’nın güzelliğini tepeden izledikten sonra Toulon’da yaptığımız hatayı bu kez yapmıyor ve Fransa’daki bu son durağımızda deniz ürünleri ile ünlü Marsilya’ya gelmişken hemen nefis bir yemek yemek yürümek yerine liman’a inmek için bir taksiye atlıyoruz.

39a451e9-3fd5-48a4-88c9-a2b23c2c8e09

Şehrin kalbi ve en turistik yeri olan Eski Liman, yani Vieux Port’a oldukça yoğun bir trafiğe rağmen hızlıca ulaşıyoruz. Eski Liman, Foçalıların şehri ilk kurduğu yer. Dünyanın en eski limanlarından birisi olan Vieux Port eskiden çok ilgi görmeyen bir bölgeyken son 5-10 yıl içinde büyük değişim geçirip çok sayıda mekanın hizmet verdiği, halkın ve turistlerin yürüyüş için geldiği bir bölge olmuş.

Bugün artık burada lüks tekneler boy gösteriyor, turnuvalar düzenleniyor, restoranlar ve rengerank hediyelik eşyaların satıldığı mağazalar bulunuyor.

img_2694

Gezginler bilir, genelde bir şehir de sahil lokantalarında lezzetli ve özel yemekler bulmak zordur. Ancak konu Fransa ve deniz ürünleri ile ün salmış Marsilya olunca gözümüze kestirdiğimiz ilk sahil restoranına oturuyoruz.

Çevremizde birbirinden şık Fransız veya dünyanın dört bir yanından gelmiş turistlerin olduğu restoranın menüsünden en lezzetli deniz ürünlerini seçerken yan masamızda türkçe konuşan ve ailesi yıllar önce Türkiye’den göçen yunanlı bir aile ile güzel bir muhabbete başlıyoruz.

Dünya gerçekten çok küçük ve seyahat edenler için sürprizlerle dolu!

fish market

Bu benim Marsilya’ya gemi ile ikinci gelişim olduğundan bu kez direkt olarak limana indik. Buraya ilk kez gelecek olanlar için ise tavsiyem Marsilya ‘yı gezmeye denizcilerin ve balıkçıların koruyucusu olan Notre Dame de la Garde bazelikasından başlamaları olacaktır.

1864 yılında yapılan ve Neo-Bizans örneği olan bazilika, şehrin şüphesiz en ilgi çekici, hayranlık uyandıran turistik cazibelerinden biri. Notre Dame de La Garde’yi ziyaret etmek için deniz seviyesinden 162 m’ye tırmanmak gerekiyor.Hal böyle olunca burayı ziyaret etmek için Le Vieux Limanı’ndan kalkan otobüslere binmek en doğrusu.. Ama şöyle bir sabah sporu yapayım derseniz, kuzey ya da güney tarafından doğru bu kiliseye tırmanabilirsiniz fakat ben otobüsle bile çıkarken zorlandığımız bu noktaya yürüyerek çıkmayı kesinlikle tavsiye etmiyorum .

Muhteşem manzaralar sunan bu bazilika, şehri gezmeye başlamadan önce panoramik olarak şehrin görülebileceği harika bir durak noktası olacaktır. Ayrıca dilerseniz kilisenin kulesine çıkarak harika fotoğraflarda çektirin derim . .

1200px-La_basilique_Notre-Dame-de-la-Garde_(Marseille)_(14245234112)

Notre Dame de La Garde bazilikası ve Vieux Port dışında Marsilya ‘da gezecek zamanı olanlar için görmeleri gereken diğer yerler için önerilerim ise,

Long Champ Sarayı,St.Nicholas ve St.Jean Kaleleri,Monte Cristo kontunun yıllarını geçirdiği IF adası şatosu, şehrin en ünlü caddeleri Canebiere( kenevir) ve Prado olacaktır.

Bunun dışında sahil boyunca müthiş deniz ürünlerinin denizden çıktıkları gibi usta denizciler ve aileleri tarafından satışa sunulduğu Balık Pazarı nı görmeden ve yine sahildeki şirin hediyelik eşya butiklerinden magnet ve güney fransa’nın ünlü mü ünlü,mis gibi kokan lavantalı sabunlarından ve delavanta keselerinden almadan dönmeyin derim..

Notre Dame

Published by

nerminyurtoglu

www.nerminyurtoglu.com www.nytmco.com