GÖNÜLLER ŞEHRİNE YOLCULUK

İKONİON ‘dan KONYA’ya..

İkonion’mu ? dediğinizi duyar gibi oluyorum.. Evet,eski adıyla İkonion yani Konya.

Bu kez, uzunca bir süredir görmeyi çok ama çok istediğim gönüllerin ve Hz.Mevlana’nın şehri Konya’dayım.

‘Konya’ adı ile ilgili olarak anlatılan pek çok efsane var. Özellikle birini duyduğumda hayli ilgimi çekmişti hatta ‘ne alaka? demiştim çünkü bu efsane Medusa’yı öldüren Perseus ile ilgili. Perseus yani Zeus’un oğlu, Medusa ise bilmeyenimiz yoktur baktığı herkesi taşa çeviren saçlarında yılanlar oynaşan kadın. Efsaneyi bilmeyenler için kısaca anlatayım;

Medusa çirkin ve ve canavar değil aksine olağanüstü güzelliğe sahip bir genç kızmış. O kadar çekici imiş ki bu güzelliği sadece ölümlülerin değil tanrılarında ilgisini çekmiş.Bu güzellik başına bela olmuş ve kutsal yasayı çiğneyerek çoktan beri ona hayran olan denizler tanrısı Poseidon ile Athena’nın tapınağında beraber olmuş. Athena kendi tapınağında gerçekleşen bu saygısızlığa ve elbetteki kıskançlığında etkisiyle affetmemiş ve güzel Medusayı bir canavara çevirmiş.Bu canavar Toros dağlarında yaşamaya ve sık sık kente inerek  halkı öldürmeye başlamış . Öyle ki kent halkı bir kahramanın çıkarak bu bu canavarı öldürmesini bekliyor olmuş. Bu kahramanlığa Zeus ‘un oğlu Perseus yani aday olmuş ve kıskançlığı bitmeyen Athena’nın da desteğiyle Medusa’nın başını keserek halkı bu canavardan kurtarmış.

Halk bu kahramana duyduğu minnettarlığı şehrin dörbir yanına onun ikonlarını dikerek göstermiş..

Evet işte bu şehir bu ikonlardan dolayı ikonion yani Konya .

Efsaneler bir yana M.Ö 7000 yılına kadar dayanan geçmişi ile insanlık tarihinin ilk yerleşim merkezlerinden olan  ve tarihi süreçte pek çok medeniyetin izlerini taşıyan Konya, gerçekten bir müze şehir .

Bizans’ın Selçuklu’nun ve Osmanlı İmparatorluğunun gözbebeği bu şehiri gezerken çok etkilendim.

Anadolu Selçuklu’ya 200 yıl başkentlik yapmış bu özel kent sadece konumu- ipekyolu ve Çatalhöyük -ile değil Türk-İslam tarihi boyunca dünya’nın en önemli bilim, kültür ve sanat merkezlerinden biri olan Konya’yı yücelten değerler sadece bunlar değil Aleddin Keykubat, Karamanoğlu Mehmed Bey, Sultan II. Selim, Nasrettin Hoca, Yunus Emre, Molla Fenari ve nihayet  Şems-i Tebrizi ve Hz Mevlana Celaleddin-i Rumi gibi çok önemli ilim üstadının burada yaşamış olması da özellikle önemli ve de değerli.

Tüm bu eşsiz özelliklerinin yanısıra bugün Konya kuşkusuz dünya’da tasavvuf felsefesinin  hoşgörü ahlakın bir sembolü olarak bilinen Mevlana Celaleddin Rumi ile tanındı ve onunla birlikte anılarak haklı ününe kavuştu.

Konya’yı ziyaret etmemdeki en büyük etken olan Hz Mevlana’yı Mesnevi’sini Tasavvuf ilmini,Sufiliği bu seyahatimle veya okuduğum kitaplar üzerinden anlatabilmem mümkün değil elbette ancak kalemimin ve yerimin elverdiğince de bahsetmek istiyorum

Muhammed Celaleddin 30 Eylül 1207 yılında Afganistan sınırları içindeki Behl şehrinde doğmuş sonrasında ailesi ile Moğol baskınlarının ve de önce Mekke ye sonrasında Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat ın ısrarlarıyla Selçuklu Devletinin başkenti Konya’ya göç etmişler.

Mevlana, isim olarak önderimiz rehberimiz anlamına geliyor bunun yanısıra Rumi (Anadolulu ) ve Hazreti Pir isimleriyle de anılan Hz Mevlana sufi kimliği ile tüm dünyada tanınan bu büyük bir alim Hamdım, piştim, yandım’ dedikten sonra yani olgunluk çağı olarak nitelendirilen dönemde büyük eseri Mesnevi’yi* yazmaya başlıyor.

İlk 18 beytini bizzat kendisi yazarak bitiriyor ve bir gün müritlerinden Hüsamettin Çelebi ‘bizimde eğitici bir kitabımız olsaydı herkes bunu okuyacak ve ilahi gerçekleri ilk elden öğrenecektik dediğinde Mevlana bu 18 beyti kendisine uzatıyor ve ‘Ben başladım ,gerisini sen yazarsan ben söylerim’ diyor.

HzMevlana Türbe ve Müzesi

Ve böylece 25000 beyitten oluşan 6 ciltlik tasavvuf ve kelam öğretilerini taşıyan ‘Dinle’ diye başlayan müthiş kaynak eser Mesnevi ( Dünyaca bilinen isimleriyle The Masnavi – Masnavi-ye Ma’navi ) 10 yıl süren bir çalışmayla tamamlanır.

 Mevlana Müzesi

‘Gel, gel, ne olursan ol yine gel, ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel, bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir, yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.’

Mevlana Celaleddin Rumi

Konya’ya ilk kez gelen biri olarak tabii ki ilk görmek istediğimiz yer Mevlana Müzesi oluyor neyseki otelimiz o kadar güzel bir konumdaki müzeile bahçelerimiz yanyana ve biz bu durumun avantajıyla hemen mevlana müzesine gidiyoruz.

Mevlana müzesi ve türbesinin olduğu alan Selçuklu’lar devrinde sarayın gülbahçesiymiş .Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından Mevlana’nın babasına hediye edilen Mevlana’nın ölümünden sonra oğlu Sultan Veled’in izni ile kabrin üzerine Kubbe-i Hadra yani Yeşil kubbe yaptırılmış. Mevlana müzesi selçuklular döneminden itibaren dünya üzerindeki tüm Mevlevi dergahlarının merkezi olmuş 1926 yılından itibaren müze olarak hizmet vermeye başlamış

Müze’ye Dervişan kapısından giriliyor. Bir şeyin ana giriş kapısı olmasının yanında dervişin de girip çıktığı kapı olduğu için Dervişan kapısı denilmiş

Dervişan kapısından sonra mevlana türbesinin asıl giriş kapısı Türbe Kapısı ve bu kapıda farsça ‘buraya her kim ki eksik gelir tamamlanır ‘yazıyor .Müze de ayrıca Tilavet Odası, Kıbabü’l Aktab,Semâhâne, Mescid,Çelebi dairesi, Matbah-ı Şerif( mutfak), Meydanı Şerif ,dilek dileyek su içtiğimiz Şeb-i Arus Havuzu, Şadırvan, Derviş Hücreleri , Çelebiyan Kapısı,Selsebil gibi pek çok alan bulunuyor.

Yeşil Türbe -Mevlana

Mistik ve huzur dolu Konya’yı gezerken mutlaka görmeniz gereken yerler

Konya şehir merkezi üç ilçenin bir araya gelmesinden oluşuyor ; Selçuklu Meram ve Karatay .Mevlana müzesi ile Alaaddin tepesi arasında pek çok abide eser var bu nedenle ilk olarak mevlana müzesi ile başlamanızı tavsiye ettiğim gezinize müzenin hemen çıkış kapısının karşısındaki otelimizin de bulunduğu eski Konya evlerinde ebru çini gibi el sanatlarının icra edildiği atölyeleri gezerek devam edebilirsiniz Mevlana Müzesi’nin önündeki mevlana meydanının bir kenarında bulunan Selimiye camii ve onun yanı başında Osmanlı dönemi eseri Yusuf Ağa kütüphanesinin karşısında Aziziye camii var mutlaka gezilmeli

Aziziye Camii

Aziziye Camii den karşıya geçtiğimizde 2000 yıllık geçmişe sahip tarihi çarşı bedesteni görebilirsiniz ve burayı otantik yapısı ve de Kadınlar pazarı ile birlikte dolaşın Aziziye camiinin diğer tarafında şehrin dış kale surları üzerinde bulunan kapılardan birisinin yerine yapıldığı için adının oradan geldiği belirtilen Kapucami yer alıyor

Biraz ileride Hazreti Mevlana’nın gönül dostu Şemsi Tebrizi’nin mütevazi türbe ve cami yer alıyor

Mevlana ve Şems

Her ne zaman bu iki gönül dostunun hikayesini dinlesem okusam biraz hüzünlenirim. Konya’ya geldiğimde ise bu hikayenin yaşandığı yerleri gezerken hala bu dostluğun enerjisini hissetmemek mümkün değil.

Aslında hikaye Mevlana’nın bir gün dostlarıyla birlikte şekerci hanın önenden geçerken Şemsi Tebrizi ile karşılaşması ile başlıyor. Genç bir alim olan Mevlana Şems’in sorduğu sorulara verdiği cevaplar sayesinde tanışıyorlar. Bu soruları ve Mevlana ile Şems’in diyaloglarını hiç okumadıysanız mutlaka araştırın okuyun.

İki engin insan arasındaki bu tanışma ile tesis edilen bu dostluk maalesef Mevlana’nın müridlerinin kendilerine yeterli zaman ayıramadığı gerekçesiyle Şems’i kıskanmaları ile oldukça kısa sürer. Şems’in ilk kayboluşunda Mevlana oğlunun sayesinde Şemsi buldurur ve Konya’ya gelmesini sağlar ancak artan kıskançlık Şems’i zor duruma sokar ve bu kez gideceğim ve beni asla bulamayacaksınız demesiyle son bulur.

Şems’in kayboluşu veya kuyuya atılıp öldürülmesiyle son bulan bu kısa birliktelik günümüzde ölümsüz gönül dostluğun göstergelerindendir.

Konya seyahatimde Mevlana Türbesini ziyaret ettikten sonra hemen yakınında Şems in de türbesini görmek istedim. Ancak farklı bir yerde olan Şems in türbesini tadilat nedeniyle sadece uzaktan görebildim.

Mevlana caddesi üzerinden Alaaddin’e doğru yürüdüğümüzde sol tarafta günümüze yol seviyesinden biraz aşağıda kalan İplikçi camiiyi gördük alattin tepesine doğru yaklaştığımız da yolun sağa tarafında Merace’l -Bahreyn bulunuyor yani Hz.Mevlana ile Şems in buluştuğu-iki denizin buluştuğu yer.

Alaattin tepesi eski Konya ile yeni Konya arasında adeta doğal bir sınır gibi yer alıyor. Tepenin hemen yanında Hazreti Mevlana’nın da ders verdiği Karatay medresesi yer alıyor.

Selçuklular zamanında şehrin iç kale suları ile çevrili olan alaattin tepesinin güneyinde 20. yüzyıla kadar Müslümanlar ile birlikte yaşayan rum ve Ermeni topluluklarına ait St.Paul Kilisesi var.

Alaattin tepesinin yakınlarında yine Sırçalı medreseyi gördük ve içeriye girdiğimizde maalesef yıpratılmış olan çiniler bizi bizden aldı o kadar huzur dolu bir mekan ki keşke daha iyi restorasyondan geçirilip değerlendirilebilirse dedik.

Diğer önemli bir yer de arkeoloji müzesi oldu Arkeoloji müzesi ve yanındaki etnografya müzesinin salonlarında Konya ve Çevresine ait özellikle Çatalhöyük gibi yerlerden çıkartılan eserler çok güzel çok güzel mutlaka ve mutlaka ziyaret edilmeli.

Diğer taraftan Müzesi’nin güney cephesinde yer alan Üçler Mezarlığı tarihi Selçuklu dönemine kadar uzanan eski mezarlıklar..bizim şansımız Konyalı olan ve şans eseri tanıştığımız Musa hocanın bizi gezdirmesiydi. Onun sayesinde mezarlıkların yanı sıra pekçok peygamber mezarlıklarını da ziyaret ettik .

Mevlana kültür merkezine giden aslanlı kışla caddesi üzerinde Kurtuluş Savaşı müzesi ve Şehitliği ve de özellikle Panorama Müzesi bölgedeki mutlaka gezilmesi gereken mekanlardan.

Sema Gösterisi

Eğer sizlerde hafta sonu için Konya’ya geldiyseniz mutlaka cumartesi günleri gerçekleştirilen Sema gösterisini izleyin.

Cumartesi akşamı kaldığım otele sadece 15 dakika yürüme mesafesinde olan Konya Kültür Merkezinde gerçekleştirilen Sema gösterisi gerçekten büyüleyici idi.

Sema gösterileri maalesef turistik amaçlı olarak hemen her yerde yapılıyor ancak elbette Konya’da izlemenin etkisi diğer hiçbiriyle kıyaslanamaz.Mutlaka zaman ayırın ve izleyin.

Anadolu Lezzetlerinin özü; Konya Mutfağı

Gastronomiye ve de Türk mutfağı lezzetlerine gönül veren biri olarak Anadolu’nun merkezinde bu kadar uzun süredir pek çok farklı medeniyete merkez olmuş Konya’da Matbah veya mutfak Mevleviliğin en değerli bölümü sayılan Konya’nın lezzetlerini elbette seyahatim öncesinde hayli araştırdım.

2 gün gibi kısa bir süre kalmamıza rağmen tüm seyahatlerimde olduğu gibi Konya’da da bir turist gibi değil bölgede yaşayanların özellikle esnafın tercih ettiği mekanlara gitmeyi seçtim.

Hich Hotel in kahvaltısını kesinlikle öneriyorum

Konya iç anadolu’nun tahıl ambarı olarak bilinen bir bölge ve bu nedenle poğaça ve simitini kesinlikle deneyin derim çok lezzetliler

Konyanın Yöresel Yemeklerini belirtmekte fayda var

  • 1- Bamya Çorbası
  • 2-Su Böreği.
  • 3-Etli Ekmek.
  • 4-Fırın Kebabı
  • 6- Sacarası
  • 7-Höşmerim Tatlısı
  • 8- Tirit
  • 9- Saç Böreği
  • 10-Kaygana

Yemek için tercih ettiğimiz mekanlar ise şöyle;

Ali Baba: Şems-i Tebrizi Mahallesi’ndeki 42 yıllık dükkân, fırın kebabı yapıyor.

 

Tiritçi Mithat: Adı üzerinde tiridiyle ünlü. Şırası ve zerdesi de çok seviliyor.

Konya Mutfağı KBB: Etli Ekmek ve Bıçakarası .Konya’nın en eskilerinden.Büyükşehir Belediyesinin olduğundan lezzetin yanısıra oldukça temiz ve güleryüzlü bir servis var. Fiyatlar ortalama olarak aynı.

Sahra Dürüm : Tüm bölge esnafı ve lokal halk buraya geliyor küçücük ve oldukça salaş .Gördüğüm en ince ve en lezzetli etli ekmekler burada fiyatlarda oldukça uygun.

Konya’nın en özel yerinde mükemmel bir konaklama HICH HOTEL

Mevlana der ki ; Bu dünyada herkes birşey olmaya çalışırken sen hiç ol!Menzilin yokluk olsun.İnsanın çömlekten farkı olmamalı nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise insanı ayakta tutanda benlik değil hiç’lik bilincidir.

Adıyla bulunduğu eşsiz konuma hakettiği anlamı veren Hich Hotel kuşkusuz Konya’nın en iyi oteli.

Otel sektöründe uzun yıllardır yöneticilik yapan, oldukça fazla seyahat eden ve de pek çok otelde konaklayan biri olarak söyleyebilirim ki konum, mutfak , tasarım , hizmet ve misafirperverlik olarak Hich Hotel yönetiminden ekibine bizden tam puan aldı.

200 yıllık Selçuklu mimarisine sahip evin restorasyonu yapılarak hizmet veren otelin detaylarda saklı olan ve farklılık yaratan pek çok özelliği var

*Konumu; Otelin konumu Mevlana müzesinin hemen yanı.

*Bu nedenle bahçeye dışarıdan gelen ziyaretçiler oldukça fazla çünkü Hz.Mevlana müzesi en iyi buradan görünüyor.Huzur ise kelimelere dökülemeyecek kadar fazla.

*Odaların isimleri de otelin ismi kadar özel .Zaman,Hicret,Nuh gibi isimlere sahip birbirinden farklı 13 odanın tamamının ismi 2 anlamlı yani tersinden okunduğunda farklı bir anlamı var.

* Mutfağı da kendisi kadar özel. Konakladığımız süre içinde içtiğimiz türk kahvelerinin yanında özel olarak hazırlanan Reyhan Şerbeti, zengin olduğu kadar taptaze ve lezzetli ürünlerle hazırlanan ve sunumuda göz dolduran kahvaltısı harika

* Otelin dekorasyonu öncelikle çok ince bir zevkin eseri.Kahvaltı salonu olarak kullanılan ve çok amaçlı kullanılan bölüm her detayı ayrı ayrı incelenecek kadar güzel.

*Her zaman oldukça içten bir şekilde misafirleriyle birebir ilgilenen Otelin Sahiplerinden Serkan beyin bizimle paylaştığı kahvaltı alınan bölümün çok özel bir çalışma ile uzun bir süreçte ortaya çıkarılmış olması bile otelin başarısının temelindeki titizliğin ve özenin küçücük bir göstergesiydi.

*Girişte dünyanın her yerindeki dini merkezleri gösteren saatler var.Ortada ise tersine dönen bir saat, zamanı farklı anlatıyor.HİÇLİĞİ simgeliyor.

Ve tabiki Otel Sevgili Hande Kuyumcu nun ve Serkan Vanlı’nın mükemmel ev sahiplikleri Gizem hanım, Fatma hanım ve Mehmet beyin titizlikle ve yüzlerinden hiç eksik olmayan içten gülümsemeleri ile işlerini mükemmel yapmalarının sonucu olarak açıldığından bu yana üst üste 6 yıldır en iyiler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Evet , Gönüllerin şehri Konya’yı bir yazıda anlatabilmek mümkün değil .

İyisimi biz kısaca Konya ile ilgili görüşlerimizi de yazıp Mevlana’nın Mesnevi’nın 18. Beyitini bitirdiği gibi yazımızı bitirelim

Konya’da beğendiklerim: Huzur, mistisizm, her yerde akan çeşmelerin bulunması suların lezzetli mi lezzetli ve de içilebilir olması. Geniş kaldırımlar meydanlar şehrin düz yapısı nedeniyle rahat yürünebilmesi.Esnafın güleryüzü yardımseverliği

Konya’da beğenmediklerim : Pahalılık( en az İstanbul kadar pahalı), özellikle Mevlana Türbesi çevresindeki dilenen çocuklar kadınlar, gitgide azalan yeşillik.

Konya için dileğim ; Dünya’nın en önemli merkezlerinden biri.Kesinlikle çok daha iyi tanıtılmalı.

‘Ham olanlar, pişkin ve olgun olanların halinden anlarlar mı? Mademki anlamazlar, öyleyse sözü kısa kesmek lazım vesselam.’

Sevgiyle Aşk ile kalın..

——————

Mesnevi : Doğu Edebiyatında özel bir şiir tarzının adı.Sözlük anlamı ikişer ikişerlilik.

Tasavvuf : Derin bir gönül bağı, ruhani bir yolculuk.Başka bir deyişle kişinin kendini ilahi bir varlığın gözetiminde hissetmesi ve bu şuurla davranıp yaşaması.Kısaca gönül bilgisi ve edep.

Mevlevilik : Hz. Mevlana’nın öğretileri ve onun vefatı ardından oğlu Sultan bin Veled tarafından disiplin haline getirilen bir düşünce sistemi.İslam irfanının temsilcisidir.

Semâ : Mevlevilik lugatinde sema işitmek manasındadır.Terim olarak musiki nağmelerini dinlerken vecde gelip hareket etmek kendinden geçip dönmektir.Sema sembolik olarak kainatın oluşumunu insanın ailemde dirilişini yüce yaratıcıya olan aşkı ile harekete geçişini ve kulluğunu idrak edip insanı kamile doğru yönelişini ifade eder.

Sufizm :İnsanın akıl yoluyla erişemediği ilahi hakikatleri sezgi ile arama yoludur Hedef insan-ı kamil olmaktır.Bir başka deyişle Sufizm inanışı kişiliği kötü huylardan temizleyip ruhu pak edip olgun olma kemale erme yoludur.

 

Published by

nerminyurtoglu

www.nerminyurtoglu.com www.nytmco.com